Loading...
Home / Blog / İki Farklı “Anne Direksiyonda”

İki Farklı “Anne Direksiyonda” 1

Bir gün Amerika’dayken…

Eren 1,5 yaşındaydı. Tek çocuklu olmama rağmen biraz da tesadüfen yedi kişilik bir arabam vardı. Bu da gezmeyi seven biz ana-oğulu daha çok gezmeye teşvik ediyordu. Bir gün New Jersey’nin o kaymak gibi asfalt, yayla gibi geniş yollarındaydık. Kırmızı ışık yandı ve en önde biz vardık. O esnada Eren oyuncağını elinden düşürdü. Anında direksiyondaki annelerin alışılagelmiş pozisyonunu aldım. Yani arkaya döndüm, sol el direksiyon simidinde, ayak frende basılı durduğundan emin, bel yerle 40 derecelik açı yapmış, gövde yere doğru eğilmiş, sağ el kendi uzunluğunun üç katı kadar uzamış. Sonunda oyuncağı yakaladım. Oğluma verdim. Tekrar önüme döndüğümde yeşil ışığın yanmış olduğunu fark ettim. Ne kadar zamandır yanıyor acaba diye düşünmeden edemedim. Ne zaman yeşile döndüğünü bilmiyordum çünkü kornaya basan olmamıştı. Yeşil ışıkta durma fantezisi olan biri olmadığımı, mutlaka bir sebebim olduğunu düşünmüş olmalı diğer sürücüler. İstanbul’dan gitmiş biri olarak şaşırmıştım doğrusu.

Bir gün Türkiye’deyken…

Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul trafiği fobim başladı. Sen el-alemin ülkesinde otobandan otobana geçip evden kilometrelerce uzaktaki işe git, eyaletler arası uzun yolculuklar yap. Gel, kendi ülkende evde otur. Selin bebekken anne direksiyonda değildi. Ela doğduğunda üç çocukla toplu ulaşım, taksi hepsi ayrı hikaye doluydu. İstanbul trafiği fobimi yenmek zorundaydım. “Korkulardan kurtulmanın tek yolu onların üzerine gitmektir.” Kim dediyse doğru demiş. Geçtim direksiyona, düştüm yollara. Bir hafta bile sürmedi, korkudan eser kalmadı.
Evimizin yakınlarında, bir ara caddede annem ve Ela ile trafikteyiz. Kırmızı ışık yandı. Bu kez en önde değildim, beşinci sırada falandım sanırım. Arkamdaki sürücü frene bastığım için korna çaldı. Neden? İleride yanan kırmızıyı görmediği için. (Milletçe burnumuzun ucundan ötesini göremiyoruz galiba.) Ve öfkeyle yan şeride geçti, o esnada çoktan camını açmıştı. Ben de boş durmadım. Arada duran biberonu aldım. Adama gösterdim camı aralayıp. Ve bilin bakalım ne oldu? İnanmayacaksınız ama o sabırsız, kaba adam özür diledi.

İşte o an bende ışık çaktı.
Eğer trafikteki tüm sürücüler bebeği ile araba kullanan annelerin araç içinde neler yaşadıklarını görseler hem empati seviyeleri yükselir hem de farkındalıkları artar. Bir nesil sonra kadın sürücüler trafikte gerekli saygıyı görürler. Kızlarımız, çocuklarımız daha güvenli şekilde trafiğe çıkabilirler. Biz de arka koltukta, torunumuzun yanında arabayla gezmenin tadını çıkarırız.

Ne dersiniz? Sizce hayal mi kuruyorum?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir